Bugun...
5 NİSAN “AVUKATLAR GÜNÜ” KUTLANIYOR
Tarih: 05-04-2015 22:17:00 + -


Her yıl olduğu gibi “ 5 Nisan Avukatlar Günü” tüm yurtta bir kez daha kutlanıyor.

 5   NİSAN  “AVUKATLAR  GÜNÜ”   KUTLANIYOR

Bu yılki kutlamalar, İstanbul Adliyesi’nde  yaşanan ve değerli bir savcımızın hunharca ve kalleşçe katledilmesiyle sonuçlanan menfur saldırı sonrasında, iktidar temsilcileri, yandaş medya organları ve yorumcularının  “vurun abalıya” misali,  avukatlara karşı yürüttükleri suçlama, karalama ve değersizleştirme çabaları gölgesinde kutlanmaktadır. Biz, yine de tüm meslektaşlarımızın Avukatlar Günü’nü kutlar, hukuka ve hukukçuya  gerekli değerin ve saygının gösterildiği günlere tez elden erişilmesini diliyoruz.

Adliye saldırını yapan katillerin avukat cübbesiyle adliyeye girdikleri  ilan edilerek avukatların potansiyel suçlu gibi gösterilmesi ve haklarının kısıtlanacağının peşinen ilan edilmiş olması, gerçeklere aykırı söylemler olduğu gibi  tam bir hukuksuzluk ve kanunsuzluktur. Bazı yayın organı ve yayıncılar işi o kadar ileri götürdüler ki, Ankara Barosu Başkanlığı, bu kişi ve gazeteler için savcılığa suç duyurusunda bulundular. Örneğin, yandaş Star Gazetesi  01 Nisan 2015 tarihli sayısında “Cübbeli Terör” başlığı ile yaptığı haberi, Beyaz TV haberlerini 02 Nisan 2015 günü sunan spikerin “ o teröristler savcıyı değil de aranızdan birini rehin alsaydı ne olacaktı. Gerçi sizin adamlar sizi rehin almaz”  şeklinde sözler söyleyen Erkan TAN hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu ve benzeri suç isnatlarını, yalan ve tutarsız beyanları şiddetle kınıyoruz.

Avukatlar Günü, tüm illerin baro başkanlarının İzmir’de yaptıkları 05 Nisan 1958 tarihli toplantıya dayandırılarak kutlanmaya başlanmış ülkemize özgü bir gündür. Bu toplantıda benimsenen kararlar doğrultusunda Türkiye Barolar Birliği kurulması da kararlaştırılmış olup, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının geçici 10. maddesine uyarınca Türkiye Barolar Birliği kurulmuş, 09 Ağustos 1969 tarihinde, Ankara da ilk kez Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu toplantısı yapılmıştır. Avukatlık hizmeti bir kamu görevi niteliğindedir. Özünde savunma hakkı yer alırken,  hak, adalet ve hukuk kurallarının gerçekleşmesini amaçlar. 

Avukat hiç bir makam, kişi ve gücün emrine girmediği gibi, iş sahibi olan   müvekkilinin de emrinde değildir. Hukukta bu ilke, avukat eşittir davalı, davacı, sanık ve şikayetçi değildir, şeklinde özetlenir. Bazı hukukçular, savcı ve hakimler, köşe yazarları ve bilim insanları konunun önemi ve hassasiyetine ilişkin açıklamalar yapmış olsalar da aleyhe yürütülen  algı operasyonu geniş bir saha bulmuş durumdadır. Bir savcımızın ifade ettiği gibi, “Avukatlarhâkim ve savcılar gibi yargı erkinin kurucu unsur olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederler” (Av. K. mad/1).

Siyasi iktidar ve yandaşları tarafından hedefe yerleştirilen avukatların işi daha da zorlaşacaktır. Fakat, bu yaşananlar, Anayasa Mahkemesine güvenilmediğinin bizzat bakanlar tarafından kameralar karşısında söylenmesini takip eden sürece rastladığından çok da şaşırtıcı olmamalıdır. Ülkenin en seçkin hakimlerinden oluşan, devletin siyasi yapısının, rejimin, yasaların ve eşitliğin teminatı olan en yüksek mahkemeye güvenilmemesi, hakimler yanında hukuka ve hukukçulara da güvenilmediğini gösterir. Hukukçularına güvenilmeyen, saygı gösterilmeyen bir ülkenin hukuk devleti olduğundan bahsedilemez. Bir köşe yazarımızın dikkat çektiği gibi, avukatların onuru, aslında vatandaşların onurudur.

Adliye saldırısını yapan katillerin avukat cübbesiyle içeri girdikleri söylemini biraz  irdeleyelim. Avukatlar, adliyelere cübbeleriyle girmezler ve cübbeli olarak asla adliye dışına çıkmazlar. Adliyeye gelirken kendi cübbesini yanında getirenlerin cübbesi çantalarında olup, cübbesini yanında getirmeyenler adliye içinde bulunan boru vestiyerlerindeki cübbeleri emanet alarak duruşmalarda giyerler ve sonunda vestiyere iade ederler.  Ayrıca, baro kimliği ile giriş yapan avukatlar kimliklerini cihaza okuturlar ve bariyerin açılmasından sonra geçiş yaparlar. Vatandaşlar ise kontrol kabinlerinden ve yoklama ile giriş yaparlar. Bu giriş kargaşası içinde, adliyede görevli hakimler, savcılar, müdürler, katip ve mübaşırlar, hatta, kantin ve kafeteryacılar, polisler kimlik göstermeden, bariyerlere takılmadan  çıkış noktalarından ellerini kollarını  sallıya sallıya  girip çıkarlar.

Katillerin kollarında cübbe taşıyarak yanıltma yaptıkları belli oldu. Fakat, sahte kimlikle içeri nasıl girdiler, silahları asla yanlarında taşımayacakları gerçeğinden hareketle, bu  silahları içeriye kimler soktu, silahlar nerede katillere verildi? Bu soruların cevapları bulunmalıdır. Bir zincirin kuvveti en zayıf halkasına göre belirlenir. Ayrıca, evrensel güvenlik ilkelerinin başında “güvenlik (emniyet) hiçbir kimsenin  anlayışına (kanaatine) bırakılamaz”  kuralı gelir. Brüksel NATO Karargahına, en yüksek  Komutan dahil giriş kartını okutarak girer. Ankara (Sıhhiye, Sincan, Gölbaşı, Akyurt) adliyeleri dahil, Kayseri, Alanya, Konya, Silifke, Anamur, adliyeleri, bir çok yerdeki Askeri Mahkemeler ve İdare Mahkemeleri, Yargıtay,  Sayıştay  binalarına ve kontrollu hastanelere  girişler yaptım. Her kapıda kimlik kartımı önceden çıkarır, cihaza okutur veya görevliye gösteririm. Görevliler, önce şaşırırlar, anlayışımız için teşekkür ederler, sanki bir fedakârlık yapmışız gibi mutluluk duyarlar. Kart göstermeden veya okutmadan çeri girenler sanki bir ayrıcalık taşıyorlar gibi etraflarına küçümser tavırlarla bakarak girerler. Kısacası, güvenlik kuralları, ne uygulayıcılar, ne de kontrol edenler tarafından özümsenmiş değildir.

Hukuk bir gün gelir herkese lazım olur. Adil yargılama, serbest savunma, tarafsız hakim ve savcı, insan haklarına saygılı kolluk kuvveti, adaleti gözeten avukat ve yargılama ortamları herkesin hukukunu koruyan ve gerektiğinde başvurulacak  kişi ve kurumlardır. Hukuk ve hukukçu adaletin gerçekleşmesinde temel unsurlardır. Çağdaş toplumlar, hukukun üstünlüğünü tanıyan, hukuk devleti ilkelerine uyan idarelerce yönetilir. Bizdeki “hukukun üstünlüğünü tanıyoruz, fakat hukuk halk idaresinin üstünde olamaz” diyen insanlar dünya cahili insanlardır. ABD’de hukuk fakültelerine girebilmek için 4 yıllık bir başka fakülteyi bitirmiş olmak ve hukuk fakültesine giriş sınavında başarılı olmak şartı aranır.

 Anayasa Mahkemesi (AYM), 23.02.2001 tarihli bir iptal kararının  gerekçesinde, hukuk devleti olmanın önemini ve şartlarını belirlerken, çok isabetli olarak,  eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurmak hukuk devletinin en önemli işlevlerinden biridir, hukuksal eşitliği sağlamadan, hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmeyeceği açıktır  cümlelerine   önemle vurgu yapılmıştır.  Hukukçularına saygı gösterilen ve evrensel hukuk kurallarını benimsemiş, hukuki eşitliği sağlamış, hukukun üstünlüğünü tanımış bir hukuk devleti olmak hayaliyle ve temennisiyle… Unutmayalım, hukuk ve hukukçu herkese lazımdır.

Derleyen : Av. Naci SÖZEN, 05 Nisan 2015/ ANKARA




Bu haber 2412 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GENEL HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR