Bugun...
SİYASETÇİLERE 7 TAVSİYE
Tarih: 09-02-2015 21:28:00 + -


2015 yılının 7 Haziranında güzel ülkemiz Türkiye’de genel seçimler yapılacak inşallah, doludizgin o tarihe yaklaşıyoruz.

SİYASETÇİLERE 7 TAVSİYE

Her ne kadar onlarca parti dense de seçimlere dört parti bir iddia sahibi olarak katılıyor. 2002 yılından beri tüm seçimleri oylarını artırarak kazanan Ak Parti iktidarda ve yine seçimlere en iddialı parti olarak giriyor.

 

Cumhuriyet dönemindeki 1950 ile 1960 arası seçimleri ve demokrasimizin feci bir sonla darbeye uğramasını okuduk ve yaşayanlardan öğrendik. 1960 ila 2015 yılları arasındaki tüm seçimlerde bilinçli, bir İZLEYİCİ olan bu kardeşinizi dinleme lütfünde bulunursanız sizlere bazı ipuçları ve kazanma şansını artıran tüyolar vermek istiyorum.

 

Şahsen bağlı bulunduğum bir parti olmamasına rağmen memlekete iyi şeyler yapanları her dönem desteklemişimdir. Muhalefet olsun diye iyi şeyleri alkışlamayanları da anlamakta zorlanmışımdır. Bence kazanan Türkiye olacaksa kimin kazandırdığının bir önemi yoktur, zaten onları tarih hak ettikleri yere koyacaktır.

 

1- Cumhuriyeti koruma kollama nutuklarından ekmek çıkmaz: Yeniliklere karşı koymak için cumhuriyete sığınmakta fayda yoktur, bu cümle iki bakımdan önemlidir:

A- cumhuriyet hepimizindir ona Müslümanlardan bir kısmının bile karşı olduğu doğru değildir. Halkın idarecilerini içlerinden en layıkları seçmesi ve kendi kendini yönetmesi demek olan cumhuriyet uygulaması dört halife döneminde belki dünyada ilk kez bugünkü anlayışa en yakın şekilde uygulanmıştır. Bu nedenle Cumhuriyete arka çıkmak adına yapılan tahkirler bunun peşinde olanlara hep zarar iras etmiştir.

 

B- Cumhuriyet döneminde bugüne kadar çıkarılan yasaların değiştirilmemesi gibi bir tutuculuk olamaz, günü gelince her yasa değişir, değişmeyen tek yasa Allahın koyduğu yasalardır. İnsan daima fikren amelen ve ictimaan gelişim ve tekâmül içindedir üzerinden yüzyıllar geçen beşeri yasalarla illa da yönetmeye çalışmanın manası yoktur. Günün şartları neyi gerektiriyorsa onun yapılması gerekir.

 

2- Rakibi kötülerken izlenecek ince çizgiler: herkesin baktığı açı ayrı olabilir, ama yanlışlar ve doğrularda fazla fark olmaz. Bir muhalefet partisi daima ülke için ne yapacağını anlatmalı ve halkın dikkatini daha iyiye çekmeye çalışmalıdır. İktidar partisinin yaptıkları iyileri alkışlamayabilirsin bu zaten muhalefetin en azından Türkiye’deki muhalefetin ruhuna aykırıdır. O zaman sakın ha iyi işleri kötüleyerek ve küçük görerek bir yere geleceğimizi sanmayalım. Daima iktidarın projelerinden bir önde projelerle çıkalım ve biz gelirsek yıkacağız yerine daha ilerisini yapacağız demeye alışalım.

 

3- Kullandığımız dile ve kullanış tarzına dikkat etmeliyiz:

 

“Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.” (En’am/108)

 

A. Bu ayete göre putlar, tiranlar ve şeytanlar bile olsa bir toplulukça sevilen kişi ve nesnelere sövmek, hakaret etmek ve dil uzatmak iyi sonuç vermez aksine bizim gerçekten doğru olan doğrularımıza da aynı şeylerin iade edilmesini de sağlamış oluruz ki bu ayette de anlatıldığı gibi ters teper. Ancak tüm yanlışların uygun dille anlatılması ve yazılması da bir zarurettir.

 

B- “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” (Nahl/125)

 

Gördüğümüz gibi karşımızdaki kişi kim olursa olsun iyi yollarla tartışmak ve mücadele etmek tavsiye ediliyor. Bu hususta dünyanın gelmiş geçmiş en etkin kişisi olan yüce peygamberimize nasıl davranacağının anlatarak daima yumuşak ve ikna edici olarak, kutsal bildiklerine saldırıda bulunmadan yol almasını emrediyor ve bildiğiniz gibi bu zatın davası şu anda evrende en hâkim bir konumdadır.

 

4- Çevremizdekileri dağıtmayacak şekilde makul ve mantıklı olmalıyız:

 

 “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Ali ımran/159)

 

Bu ayette nelerin önerildiğini okudunuz, hayır okumadınız çünkü “yahu bir ayet meali işte” diye geçiştirdiniz, o halde şimdi size bu ayetin muhtevasını açmaya çalışayım: karşımızdaki kişiyi kendi savunduğumuz görüşe katmak istiyorsak yumuşak dilli, halim selim kalpli ve güler yüzlü olmamız önerilmektedir bu ayette. Aksi durumda etrafımızda kimsenin kalmadığını görmek mukadderdir. Şimdi ömrü yüz yılı, elli yılı, 25 yılı bulan partilerin hala tek başına iktidar şansını bulamalarının altında yatan nedeni anlamış olmalıyız.

 

5- Vücut dilinin insanları kaçırmaması gerekir: aşırı sinirli, kavgacı, asık suratlı, mankurtvari tavırlar düz, sıradan halkı daima ürküten tarzlardır. Halkın beklediği daima gelecek vadeden ve ufuk gösteren yenilikçi tavırlardır. Liderlerimiz seçim sath-ı mailine girilir girilmez derhal liderler bazında birbirlerini ziyaret ederek başarı dileklerini iletmelidirler.

 

6- Türk milleti diğer uygar milletlerde olduğu gibi seçim öncesi liderlerin medenice bir ortamda tartışmalarını izlemek ister ne yazık ki 20 yıldır böyle tartışmaları görmez olduk. Liderler birbirine meydan okumadan bir araya gelmenin ve bir TV kanalında defalarca görüşlerini beyan ederek gerçeği daha yakından takip etmek isteyenlere ulaşmanın yolunu aramalıdırlar.

 

7- Seçmenlerin gururlarını, şereflerini ve izzetlerini daima ayağa kaldıran beyanlarda bulunmalıyız: ilerici gerici gibi bir tarafı küçük düşüren beyanlardan uzak durmalıyız.   Önce İslam’ı doğru belleyelim, sonra dünyaya iyi bir Müslüman olarak örnekler olalım. Fen ve teknolojide dünyada sözüne kulak verilen insanlar yetiştirelim. Tıpta, edebiyatta, fizikte vb bilim dallarında en başı Müslümanların çekmesi lazımdır. İşte o zaman İslamiyet’in ve onun müntesiplerinin “geri” ile bir alakalarının olmadığını ispat etmiş oluruz.
 

Müslüman en ilerici insandır. Zira onun kutsal kitabı; “inanıyorsanız en üstün siz olmalısınız.”(Ali ımran 139)   “Düşmanlarınıza karşı en üstün silahlarla hazırlanın.” (Enfal 60)  “ Mescitlere gelirken en temiz ve yeni elbiselerinizi giyin.” (Araf 31)  buyuruyor.

Pasiflik, sefillik, miskinlik, ona buna hele ülke olarak gayri Müslimlere el açmak bizlere asla yakışmaz. İslam’ın emrettiği gibi daima okuyan ve aydınlık yarınlara birinci ligde girmek için dünya milletleriyle yarışan bir Müslüman fert ve devlet olmalıyız.

 

Yeni Türkiye’de çalışkan bir vatandaş olarak, üreterek ve eğiterek tekrar muhteşem yüzyıllarımızı geri almak savaşında hepimiz birer nefer olmalıyız.

 
 

Mükremin Kızılca




Bu haber 1444 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT HABERLERİ