Bugun...

Abdullah YILMAZ
Çekirge Sesiyle Uyurduk
Tarih: 21-05-2013 22:52:00 Güncelleme: 21-05-2013 22:52:00


1975 yaz mevsimiydi. Ekin salısı Kütüklü salısıydı. Bizim o salıda ekin tarlamız Sarıcellez mevkisindeydi. Güzün katırlarla ektiğimiz tohumlar kışın yağan karın altında çimlenerek baharın gelmesini beklemişti.

Çok kar yağmış ekinler bozulmasın diye karı topraklamıştık. Karlar eriyince ekinler kendini göstererek yazla birlikte kelle çıkarmıştı. Yıl bereketliydi. 8 kile tohum ekmiştik. Yaz geldi ekinler olgunlaştı. Artık derme zamanı gelmişti. Eş dost hısım akrabalar bir araya gelerek bir gün onlara bir gün bize ekinleri yardımlaşarak deriyorduk. Ekin dermeye başlamadan herkes oraklarını kösüre taşıyla biler elliklerini takar enlerde duracağı yeri belirler ve enlerci başının besmelesiyle derim başlardı.

Ekin derilirken ekin yatmamışsa tutamla, yatmışsa sıyırgıyla biçilirdi. Enlerci enleri belirler kişi sayısına göre geniş veya dar tutardı. Enlerciye gizlice cebine bir de cıgara koyulmuşsa tarlada ki ekinin bitirilmemesi içten bile değildi.

Bizler küçüktük yeni ekin dermeye başlamıştık. Fakat böyle bir kalabalıkta ekin biçmemiz mümkün değildi. Bizler devamlı su dağıtırdık. Elimizde kocaman bir aliminyum tas birde ağaçtan veya plastikten su fıçısı durmadan su dağıtırdık. Bidonlardaki su biter bitmez katırlara heybeleri asar İncilice’ye suya gider- gelirdik.

Bizim ak bir katırımız vardı. Çok usluydu. Sırtına biner gider biner gelirdik. Sanki katırlarımız aile bireylerinden biri gibiydi.

Su dağıtımına enlerciden başlanırdı. Unutarak başka birinden başlasak yola atarlardı. Bunun karşılığında lokum püskülüt alma cezasına çarptırılırdık.

Ekinciler aralarında konuşurlar şakalaşırlardı. Bazıları türkü söylerdi. Ellik şıkırtıları türkü seslerine karışırdı. Ekin iyiyse sıyırgıya verilir deste deste sıralanırdı. Ekin sahibi ekini yüksek biçilmiş gördüğünde devreye girer “samana uşaklar samana vurun” diye sesleniverirdi. Enlerci ekinin sonuna varınca istirahat verirdi.

Bizler hemen su bidonlarını alarak yanlarına koşar yorgun ve sıcakta susayan ekincileri suya doyururduk. İstirahata giren herkes cıgaralarını tüttürür enlercinin yeni enlere girişini beklerlerdi. Yeni enlere girileceğinde o tarafa doğru gidilirken biçilen destelerden herkes götürebileceği kadarını omuzlar ve yığın yerine korlardı.
Bu arada destelerden dökülen kelleleri almak bize düşerdi. Bazı ekinciler deste almasını hiç sevmez “şu deste işi olmasa ekin biçmesinde ne var” diye söylenirlerdi.

Ekin biter harman başlardı. Harmanlar suyla tavlanır toprak düzenlenirdi. Kuruyunca sap çekilir harmana sepilirdi. Düğenler koşulur günlerce, haftalarca, aylarca düğen sürülürdü. Düğen sürerken harmandan hayvanlar kaçar düğenler kırılırdı.
Sarı Cellez’de bir günde iki kere hayvanlar harmandan kaçıp iki düğen kırıldığı günü hiç unutmuyorum. Babam köye gider, bir gün sonra emanet aldığı düğeni koşar sürmeye devam ederdik. Düğen sürülürken bizler dirgeni alır o sıcağın altında sapı karıştırırdık.
Düğenle olgunlaşan sap harmanın ortasında malama halinde toplanırdı. Boşalan harmana sabaha hazır olması için yeni sap çekilir sabaha hazır edilirdi.

Bu arada Anam akşam yemeğini hazırlamış olurdu. Sofra kurulur kömür ateşinde pişmiş buharı yükselen tere yağlı bulgur pilavı, yanında soğan, Çaldıvarda yetişmiş salatalık içine doğranmış ayran, ısırarak üzerine tuz atılmış domates, mis gibi tüten yufkayı pilavın üzerine koyarak yemek yenirdi.
Zaten hava da kararmış olurdu. Çok yorulurduk. Yatak odalarımıza çekilip uyuma zamanı gelmiştir. Elimize hararı çulu ne bulabilirsek alır yumuşacık ve sıcacık sapın arasına girer öten çekirge sesi eşliğinde yıldızları seyrederken uyuya kalırdık.
Çocuktuk, çok yorulurduk ama doğal yer doğal yaşardık. Sanırsam şimdikinden daha mutlu daha sağlıklı ve huzurluyduk.

Abdullah YILMAZ



Bu yazı 1265 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI