Bugun...

Durmuş Ali ÖZBEK
DİKTATÖRLER SAVAŞI SEVER
Tarih: 25-11-2013 09:06:00 Güncelleme: 25-11-2013 09:06:00


DİKTATÖRLER SAVAŞI SEVER

Haziran 29, 2012

 
 
 
 
 
 
 
1 Vote

 

 
27 Haziran 2012, 01:45

Sabır, sabır, ya sabır.

Evet, bugünlerde sabırlı ve dikkatli olmamız gerekir.

Biz Türkler olarak 30 yıla yaklaşan bir süredir savaş içine çekilmek istenmekteyiz. Önce kendi içimizde terörle savaşmamız istendi, şimdi de dışarıya karşı savaşmamız isteniyor yorumunu hepimiz yapabiliyoruz.

 Gerçek anlamda bizi bölüp parçalayamayacağını anlayan güçler türlü entrikalarla bizi her zaman bir savaş içinde görmek istediklerini millet olarak her zaman fark etmişizdir.

İçlerinde yaşattıkları Müslüman Türk düşmanlığını bir şekilde savaş ortamına sokarak güçsüz düşmemizi hep hayallerinde yaşatmışlardır.

Bunun için de ellerinde her zaman yazılmış bir senaryoları, bir hile oyunları daima bulunmaktadır. Günümüzde Suriye’nin de bu oyunun bir kuklası olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunu halk bazında söylememiz gerçekten yersiz ve yanlış olur. Bunu yönetim bazında söylemek daha doğrudur.

Güneydoğuda görevli bulunduğum yıllarda (25 yıl öncesi) bir köyün karşısında ormanlık alanda öğle saatlerinden sonra bir çatışma başlamıştı. Çatışma akşam saatlerine kadar sürmüş, hava kararınca gökyüzünü aydınlatan ışık mermileriyle aydınlatıp gelen helikoptere yol gösterip iniş yapmıştı. O yıllarda iletişim aracı olarak sadece muhtarların evinde bulunan telsizle sağlanıyordu. Muhtarın telsizinden başka köylerden gelen havadislerden öğrendiğimiz bir teröristin öldüğü şeklinde idi. Neticede haber sabah olunca durum netleşmiş ve öldürülenin Suriye uyruklu, sünnetsiz bir terörist olduğu şeklinde idi.

Aradan yıllar geçti son günlerde gelişen olaylar ve yakalanan, öldürülen teröristlerin birçoğunun hala Suriye uyruklu teröristler olduğunu basından okumaya devam ediyoruz.

Evet, Suriye neyin peşinde?

Eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad teröristlere ülkesini rahat bir şekilde kullandırdığı gibi, terörist ihraç edebiliyordu. Ya şimdiki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad babasından geri mi kalmakta?

Hayır.

Hala Suriye terörizme çanak tutan, ülke insanını hiçe sayan diktatör kafa yapısındadır. Çünkü babasının diktatörlüğünü devam ettirmektedir ve Suriye topraklarını bugün kan gölüne çevirmiştir. Bu da yetmezmişçesine en son demeçlerinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad;  ”Biz her açıdan gerçek bir savaşın içinde bulunuyoruz. Batı, alır vermez. Bu her aşamada kanıtlandı. Savaşın içindeysek tüm politikalar kazanmaya yönelik olmalı.”dır diyerek bir nevi Türkiye ile savaş içindeymiş imajını ortaya koymaktadır.

Diktatörler savaşı sever. Diktatörler kanı sever. Ülkelerini kan gölüne çevirmekten ne utanırlar, ne de sıkılırlar. Çünkü arzuladıkları antidemokratik ortama kavuşacaklar, savaş mahkemeleri ayağına ne kadar sevmedikleri kişi varsa ortadan kaldıracaklar ve diktatörlüklerinin devamı yolunda perçinleme yapacaklardır. İşte Beşar Esad’ın yaptığı da budur.

Evet, sabırlı ve dikkatli olmamızın tam sırası.

Uçağımız düşürüldü, pilotlarımızın akıbeti henüz belli değil. Ancak millet olarak pilotlarımızın şehit olmuş olabileceğini varsayıyoruz. Pilotumuzun babası televizyonlarda konuşurken oğlu için savaşa girilemeyeceğini ifade ediyordu. Suriye burnumuzun dibinde ve gücümüzün daha nice Suriyelere yeteceğinden de eminiz. Ne var ki; Beşar Esad’ın düşüneceği bir halkı yok artık. Kaybedeceği bir şeyi de yok. Halk ona karşı isyanda ve Beşar Esad’ın zaten battığını kendisi de biliyor ki; “Her açıdan bir savaşın içindeyiz.” diyerek batarken Türkiye’yi de yanına çekmek istiyor.

Beşar Esad’a uyup savaşa girmek akıl karı olamaz. Hiçbir şeyi düşünmeyip, onlarca defa hapse girip çıkan bir insanla dalaşmanın ne kadar mantıksız olduğunu biliyorsak, Beşar Esad’la da savaşmanın aynı anlama geleceğini düşünmeliyiz. Uğradığımız zarar, ziyan ve pilotlarımızın kanını masa başında almalıyız. Ve mutlaka bu da alınacaktır. Türkiye’miz eski Türkiye değildir. O diktatörlük düşüncesi içinde olanlar yakın tarihimizde ülkemizi Yunanlılarla savaştıracak planlar yapmamışlar mıydı?

Ülke olarak gayet ciddi ve sabrımızı bozmadan ülke güvenlik ve savunma sistemlerimize daha ciddi yatırım yapıp, özellikle savaş sistemlerindeki tüm yazılımlarımızı kendimiz üretmeli, silah yapılanmamızı günün şartlarına ve ileriye yönelik adımlarla ordumuza yeni konsepte göre yenilemeliyiz. Bunu yaparken şehrin en kıymetli yerlerindeki askeri tesisleri değerlendirebilelim. Bu kaynaklardan 100 milyar dolarlık getiriler sağlayarak, kendi gücümüzü, silahımızı, uçağımızı, tankımızı üretme yoluna girmeliyiz. Ordumuzun çokluğu ile değil, niteliğini yükseltip niteliği ile övünelim. Suriye örneğindeki gibi kendi halkına karşı konumlanma değil, dış düşmana karşı savaşacak savaşçı bir ordu oluşturalım.

Ve son olarak en kötü barışın bile savaştan daha değerli olduğunu unutmadan, intihara kalkışan Beşar Esad’tan uzak duralım.

Allah ülkemizi düşmanların şerinden korusun.27.06.2012

Durmuş Ali ÖZBEK

durmusaliozbek@hotmail.com



Bu yazı 2571 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI