Bugun...

Halit AKSUNGUR
İSTİKLAL MARŞININ DOĞUŞU
Tarih: 09-03-2014 11:05:00 Güncelleme: 09-03-2014 11:05:00


~~ Kurtuluş savaşının en ateşli günleri. Sinirlerin iyice gerildiği, umutların bir gelip bir gittiği günlerde yüreklere su serpen sevindirici iki haber gelmişti. Birisi doğuda Ermenilere karşı kazanılan zafer, daha önemlisi de Yunanlıların batıdaki saldırısını durduran 1. İnönü zaferi..   Mustafa Kemal Paşa ve Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa bu durumu meclise anlatırlar. B.M. Meclisinin yeni kurulmakta olan ordusu erginliğini (rüştünü) bu sırada dünyaya gösteriyordu. Yunan İnönü’nden çekilip insanları katlederken kadınların namuslarına saldırıyor, hayvanlarını mallarını da götürüyordu. Bu bir ehlisalip (haç) savaşıydı. Mecliste çok zorlu konuşmalar yapılıyordu. Kemal paşa şöyle diyordu “Milletimizin bu gün bütün mazisinde olduğundan daha çok ve ecdadından daha çok ümitlidir. Bunu ifade için arz ediyorum.. Merhum Namık Kemal demişti ki:      “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini       Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini”     İşte ben bu kürsüden Yüksek Meclisin başkanı sıfatı ile Yüksek heyetinizi teşkil eden bütün üyelerin adına, millet adına diyorum ki;           Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini       Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini..     Genel Kurmay Başkanı İsmet Bey, (İnönü) Milli eğitim Bakanı Rıza Nur’u ziyaret ederek, milli heyecanı koruyacak milli kararlılığımızı ve imanımızı besleyecek, dinç tutacak bir marş yazılmasını ordu adına önerir. (teklif eder) Bunun üzerine o günün Maarif Vekili okullara ve halka duyurur. Bir yandan da dünya devletleri arasında yerini almak için dış ilişkilerini geliştirmeye çalışıyordu.  Bu ilişkiler sırasında karşılama törenlerinde onların marşları çalınıp söylenirken, Türk tarafı ya sessiz kalıyor veya “Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur” türküsünü söylüyordu. Yabancı devletlerin temsilcilerinin Ankara’da karşılanışı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk Milleti adına bir marşın bulunmaması sıkıntı yaratıyordu. Ayrıca Türkün onur ve saygınlığını karşılamak, mücadelesinin yüceliğini sembolleştirecek bir “İstiklal Marşı” yazılması, bestelenmesi milli bir gereksinim oluyordu.. Bunun sonunda milli marş yazılması konusunda yarışma açıldı. Birinci gelen marş için 500 lira ödül konulmuştu. Kısa bir süre sonra Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi beyin elinde 724 parça şiir toplanmıştır.  Milletvekillerinin yanında doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir Paşada vardı. Şiirlerin hiç birisi “milli mücadelenin kutsallığını ölümsüzleştirecek” güçte bulunmadı. Akif’e Başvuruldu.          İslam şairi Mehmet Akif ödül konulduğu için yarışmaya katılmamıştı. Meclis Başkanı, Akif’e bir mektup yazarak “Yarışma haricinde bir marş yazmasını” istiyordu. Büyük Millet Meclisi 1 Mart 1921 günü yapılan toplantısında Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa birer konuşma yaparak Hamdullah Suphi beyi kürsüye çağırarak bilgi istediler. Hamdullah Bey, “ Birçok şiir geldi.  Arada yedi tanesi en fazla evsafı haiz olarak görülmüş ve ayrılmıştır” dedikten sonra Mehmet Akif’in yazacağı şiiri sizlere sunacağız. Seçim sizlere aittir”.  Dedikten sonra gür bir sesle istiklal marşı olacak şiiri okumaya başlar. Sürekli alkışlar arasında Meclis ayağa kalkar. Bu sırada birçok Millet Vekilinin gözyaşlarını tutamadığı görülür. İsmail Fazıl paşa tekrarını isteyince tam 4 kez okunuyor. Millet Vekili Hoca Abdul Gafur Efendi dua ederek vekillerin “ Amin ” sesleri arasında “İstiklal Marşımız” kabul edilir.    12 Mart 1921 günü marş üzerinde müzakereler yapılır. Birçok tartışmalar yapılır. Çok önergeler verilir. Şiirler tek tek oylanır. Meclis müzakeresinde: “ Refik Şevket Bey (Saruhan)- Reis Bey, Mehmet Akif Bey’in şiirinin aleyhinde bulunanlar da ellerini kaldırsın ki ona göre muhaliflerin miktarı anlaşılsın. “Muvafıktır anlaşılsın” sesleri.        Reis- Bu takriri kabul edenler, yani Mehmet Akif Beyefendi tarafından yazılan marşın “İstiklal Marşı” olmak üzere tanınmasını kabul edenler lütfen el kaldırsın. (Ekseriyyeti azime ile kabul edildi.) -Refik Bey, (Konya) Milletin ruhuna tercüman olan iş bu “İstiklal Marşı’nın” ayakta okunmasını teklif ediyorum.           
Reis- Müsaade buyurunuz efendim. Muhterem heyet bu marşı kabul ettiğinden tabii, resmi bir “İstiklal Marşı” olarak tanınmıştır. Binaenaleyh ayakta dinlememiz icap eder. Buyurun efendiler.     (Hamdullah Suphi Bey İstiklal Marşını kürsüde okur. Milletvekilleri sürekli alkışlar arasında ayakta dinlediler). Burada kısaca özetlenerek anlatılan İstiklal Marşının yazılması ve kabulü uzun uğraşlar sonunda bu şeklini almıştır. Bütün yönleriyle ayrıntılı yazmak istenirse bir kitap oluşturur..  Zaman zaman çatlak ses çıkaranlar görülüyor. Bayrağımıza ve İstiklal marşına saygısız davranışlar gösteriyorlar. Bunların içinde milletvekili olarak seçtiklerimiz de var. Özellikle bunlar kendine oy verenleri sürü yerine koyuyor. Doğruyu söylemek gerekirse haksız da değiller.
 



Bu yazı 8683 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI