Bugun...

Mükremin KIZILCA
DİVAN EDEBİYATI REZALETİ-1
Tarih: 10-01-2015 16:56:00 Güncelleme: 10-01-2015 16:56:00


Klasik edebiyat, yüksek zümre edebiyatı olarak da bilinen Divan Edebiyatı, Türklerin 13. ve 19. yüzyıllar arasında Anadolu’da oluşturdukları İslam kültürünün ortak özelliklerini yansıtan, geniş ölçüde Arap ve Fars edebiyatlarının etkisini taşıyan bir dönemdir. Şairler, eserlerini “Divan” adı verilen kitapta topladıkları için bu ismi almıştır. Divan şairleri, Arap ve İran edebiyatından aldıkları nazım biçimlerini kendi duyuş ve düşünüşlerine göre kullanmışlardır.

Divan Edebiyatında Terimler:

 

FÜTÜVVETNAME

“Ahi” birliklerinin, esnafın töresini belirleyen eserlerdir. Aynı zamanda gelenekleri, görgü kurallarını da açıklamaktadır. Fütüvvetnamelerde “haya sahibi olmak, namazı bırakmamak, helal kazanç sahibi olmak” gibi kurallar ortaya konulur. Bu tür ilkeler, ahiliğe katılanların ellerinden düşürmedikleri ve günlük hayatlarına uygulamaya çalıştıkları ilkelerdir

 

GAZAVATNAME

Savaşları konu edinen eserlerdir.

 

HAMSE

Beş mesneviden oluşan esere hamse denir. Türk edebiyatında ilk hamse Ali Şir Nevai’nindir. Hamdullah Hamdi’nin, Lamii, Nev’izade Atai, Suphizade Fevzi, Veysi ve Taşlıcalı Yahya’nın da hamseleri vardır.

 

HİLYE

Hz. Muhammet’in iç ve dış özelliklerini anlatan yazılardır.

 

İSKENDERNAME

Büyük İskender’in seferlerini anlatan eserlerdir. 14. yy şairlerinden Ahmedi’nin mesnevi biçimiyle yazdığı İskendername’si ünlüdür.

 

KISAS-I ENBİYA

Peygamberlerin kıssalarını (mucizevî hikâyelerini) konu edinen eserlerdir.

 

LUGAZ

Divan edebiyatında şiir biçiminde yazılan bilmecelere denir.

 

MÜNŞEAT

Çeşitli konularda yazılan mensur eserlere münşeat denir. 17. yy yazarlarından Veysi ve Nergisi süslü nesir örnekleri olan münşeatlarıyla ünlüdürler.

Nazire

Bir şairin, başka bir şairin şiirine aynı ölçüyle yazdığı şiirdir. Ziya Paşa’nın “Terkib-i Bend”i, 16. yy divan şairi Bağdatlı Ruhi’nin terkib-i bendine yaptığı bir naziredir. Ünlü bir şaire, aynı ölçü ve uyakla şaka ve alaylı bir üslup­la yazılmış nazirelere ise tehzil denir.

 

SEYAHATNAME

Divan edebiyatında “gezi yazısı”na seyahatname denmiştir. Seyahatnameler, yazarların gezip gördükleri yerleri anlattıkları eserlerdir. Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatname’si, Pir i Reis’in Kitab-ı Bahriye’si ve Seydi Ali Reis’in Mir’at’ül Memalik’i önemli seyahatnamelerdir.

 

SEFARETNAME

Elçi veya bu görevle yurt dışına giden siyasilerin gittikleri yerlerle ilgi izlenimlerini anlatan eserlere ise sefaretname denir. Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin (18. yy) Sefaretname’si ünlüdür.

 

SİYASETNAME

Genellikle padişahlar için yazılan siyasetnameler, devlet adamlarına yöneticilikle ilgili bilgiler veren manzum veya mensur eserlerdir. Selçuklu veziri Nizamül-Mülk’ün yazdığı Siyasetname ünlüdür.

 

SİYER

Hz. Muhammet’in hayatını, halife veya hükümdarların savaş ve barış dönemlerindeki uygulamalarını konu edinen eserlerdir.

 

SURNAME

Şehzadelerin sünnet, düğün gibi törenlerini anlatan eser­lerdir.

 

TEZKİRE

Ünlü kişilerin yaşam hikâyelerini anlatan eserlerdir. Devrin sanat anlayışı, ele alınan şairin edebi yönü hakkında bilgi verilir. Bunun dışında şairin eserlerinden örnekler de verilir. Şairleri anlatanlara Tezkiretü-ş Şuara denir. Türk edebiyatındaki ilk tezkire, 15. yy’da Ali Şir Nevai’nin yazdığı Mecalisü’n Nefais’tir. Osmanlı sahasında yazılan ilk tezkire ise Sehi Bey’in yaz­dığı Heşt Behişt’tir. 16.yy Latifi Tezkiresi düzenlenişi bakımından önemli bir tezkiredir.

 

VELÂYETNAME

Velilerin (ermişlerin) yaşamlarını anlatan eserlerdir.

Aşağıdaki ifadeler eser adlarıdır.

Baburname

16. yy Çağatay edebiyatından Babür Şah’ın kendi anılarını yazdığı bir anı kitabıdır. Baburname Türk edebiyatının ilk anı kitabıdır. Bu eser, gezi niteliği de taşımak­tadır.

 

GARİPNAME

14. yy’da Âşık Paşa tarafından halka tasavvufu öğretmek amacıyla yazılan bir mesnevidir.

 

KABUSNAME

15. yy’da, Mercimek Ahmet’in Farsçadan çevirdiği didaktik, öğüt verici bir eserdir.

 

Bunlar Divan Edebiyatının iyi taraflarıdır. Allah bu tür eserleri verenlerden razı olsun. Burada rezaletinden bahsedeceğimiz tür divan şiiridir. Burası özellikle Fatih, Yavuz ve Kanuninin topladıklarını yeme-bitirme döneminde ki safa alemlerini anlatan ve yüce dinimizle bugünkünden daha fazla alay edilen bir rezalet dönemidir.

 

Buna ehl-i tasavvuf geçinen bir sürü müptezel insan daha katılmış ve yüce dinimizi imaj olarak çok değişik mecralara çekmeğe uğraşmışlardır. Divan şairlerinin çoğu tüm devirlerini lale devrine çevirmişler ve hem mukaddesatla alay etmişler hem de haramları normal telaffuz edilir hale getirmişlerdir.

 

Bir de batıl tasavvurlarını görürüz ki bu eski mesnevi/ikili söyleyen şairlerde adeta bir cariye edebiyatı ortaya konulmuş, bu zavallı kızlar bir cinsel obje olarak ele alınarak her türlü sapık ilişkilerde onları ismen kullanmışlardır.

 

Bütün bu şairlerin gerek tasavvuf şairleri olsun gerek divan şairi olsun işledikleri diğer bir konu da: İslam dünyasında dışlanan ve sapık bir okul olduğu bildirilen vahdet-i vücut felsefesidir.

 

Bu şairler bir düzgün kafiye uğruna hem Türkçeyi katletmişler hem de yüce İslam dininin tüm mukaddesatıyla dalga geçmişlerdir. Peki, bunlara hiç dur diyen olmamış mı? Olmamış, çünkü bunlar baştaki şahlara ve paşalara da nazım yoluyla büyük iltifatlarda bulunmuşlar onlardan bir şey koparabilmek için dinlerini satmışlardır.

 

İçki ve kadın uğruna Türk şiirinin katillerinin yüce dinimize neler yaptıklarını okumak için bir hafta bekleyeceğiz.



Bu yazı 28673 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI