Bugun...

Mükremin KIZILCA
KONYA'DA ERMENİ MEZARLIĞI
Tarih: 11-02-2015 12:15:00 Güncelleme: 11-02-2015 12:15:00


2015 yılı iç ve dış siyasette dev olaylara ve gelişmelere sahne olacak bir yıldır. Bu olaylardan birisi Ermeni Tehcirinin 100. yılı oluşu diğeri de 1915 Çanakkale zaferinin 100. yıl dönümü olmasıdır. Her iki büyük hadiseyi Türkiye devleti kendi lehine gelişmelere sebep olacak tarzda seyretmesi için adımlar atmaya başlamıştır.

 

Öte yandan Ermenistan da bu yıl dönümünü dünya çapında bir soykırım tantanası altında anmaya hazırlanmaktadır. İşte bu nedenlerin de saikıyla Osmanlı Arşiv belgelerinde geçen konuyla alakalı vesikaları sizlere zaman zaman takdim etmeye çalışacağım inşallah. Amaç bu belgelerle diğer tüm unsurlara olduğu gibi Osmanlı ülkesinin her tarafında bulunan ermeni unsuruna da yapılan insani ve hukuki davranışları gün yüzüne çıkarmaktır.

 

Bundan yüzyıllar öncesinden 1900 lü yılların başına kadar Konya’da da Ermeni, Rum ve Türkler yan yana yaşamayı başarmışlardır. Bu etnik ve dini unsurların ayrı mezarlıkları, mabetleri ve mahalleleri olması gayet normal karşılanıyordu. İşte bugünkü belgede Ermenilerin bri mezarlık davasının zabıtlarını ele alıyoruz.

 

“ERMENİ KEFERESİNİN MEZARLIĞINI KEŞİF HÜCCETİDİR.

 

Mahmiye-i Konya’da sakin Ermeni keferesinin papasları olan Erhan Keşiş veled-i Erhan ve Toros Keşiş veled-i Karabid ve Erkil veled-i Mako ve Haçator keşiş veled-i Nikakos ve Serkiz keşiş veled-i Erezman ve taife-i mezbureden Serkiz veled-i Zeki ve Satı veled-i Bayındır ve Satılmış veled-i Marat ve Nekakus veled-i Şirvan ve diğer Serkiz veled-i Kebir ve Bedros veled-i Nekakus ve Şirvan veled-i Karaoğlan ve Bedros veled-i Marat nam zimmiler meclis-i şer’ide (mahkemede) takrir-i kelam idüb haric-i sur-i mahmiye-i mezburede Meram’a mürur iden (giden) tarik-ı âmm (genel yol) üzerinde Paşa Çeşmesi mukabelesinde vaki’ olub mürdelerimizi idhal 8ölülerimizi gömmek) idegeldiğimizde iki dönüm mikdarı arsa yüz seneden mukaddem Memi Beğ nam kimesnenin mülk ü mahzı ve hakkı sarfı olmağla mahmiye-i mezbure ahalisinden Karagöz veled-i Davud nam zimmiye beş esedi kuruş bey’ ve teslim idüb ol dahi ba’de’l-iştirâ ve’t-tesellüm mevtâ-yı Ermeniyân-ı idhâle vakf idüp tescil-i şer’î ve teslim-i mütevelli etmeğle târîh-i kitabdan üç sene mukaddem gelince bi-emrillah mürd olanlarımızı arsa-i mezbureye idhal idegelüp âhirun müdâhele mu’âraza idegelinmiş değil iken  üç sene mukaddem mahmiye-i mezbûrede mîr-âb olan Bektaş Bey nam kimesne arsa-i mezbûra arâzi-i öşriyyeden olduğuna yedinde suret-i defteri yoğiken kavl-i mücerredi ile kâh arsa-i mezbur içün arâzi-i öşriyyedendir vakfı sahih değildir diyup ve kâh sizin mürdenize mahsus olan mahall-i … halen etrafından birkaç dönüm arsayı dahi fuzûlî mezarlığınıza zamm ve ilhâk itdiniz deyu bizi ta’cîz ve tazyik itmekle hilâf-ı şer’-i şerif ma’lumu’l-mikdar akçemiz almağın mezburdan sonra her kim mir-ab (su müdürü) olursa arsa-i mezbure içün iki dönümden ziyade deyu bizi ta’ciz tazyikden hâlî değillerdir savb-ı şer’den üzerine varulup mezarlık ittihaz ettiğiniz tûl ve arzı mesâha (uzunluk ve genişlik alanı) olunmasın taleb ideriz didiklerinde cânib-i şer’den Mevlana Abdulkadir Efendi b. Mahmud Efendi irsal olunup ol dahi mahmiye-i mezburede berat-ı âli ile çiftçiler şeyhi olup mesâha-i arâzi-i mahmiyye-i merkumeye vukufu olan es-Seyyid Ahmed Çelebi b. Mahmud zeyl-i hüccette mesturu’l-esâmî olan müslimin ile arsa-i mezburenin üzerine varup tarlada dönüm Şeyhulislam Hâherzade ihtiyar itdiği üzere her diyarın ehli beyninde ma’ruf olan mikdar olup ve mahmiyye-i mezbure ahalisi beynlerinde ma’ruf olan her bir dönüm insan adımı ile otuz iki adım tûlu ve otuz iki adım arzı olmak üzere olduğu müteayyin ve mütehakkık olduğu ecilden Mevlana-yı mezbur şeyh-i merkuma arsa-i mezbureyi mesâha idüp tûlen elli iki adım ve arzan otuz altı adım olup ber vech-i tahmin iki dönüme karib olduğunu ve civarında makabir-i müslimin (Müslüman mezarlığı) olmayup etraf-ı selâsesinde (3 yanı) kadimî taş divar olduğunu muâyene ve mahallinde vukû’u üzere tahrir ve ba’dehü meclis-i şer’a gelüp ma’an irsal olunan şeyh-i mezbur ve Mustafa Beşe İle vukû’u üzere ihbar ve takrir itmeleriyle vâkı’-ı hal bi’l-iltimas ketb ve  terkim ve yedlerine def’ ve teslim olundu fi’l-yevmi’s-sâbi’ aşera Zilka’deti’ş-şerife  lisene hamse ve semânîn ve elf. (12 Şubat 1675)

 

Şühudü’l-hal: (Mahkeme Heyeti)

Fahru’s-sulehâ Salih Çelebi bin eş-Şeyh Hüseyin Efendi

El-hac Mehmet Çelebi bin Mustafa Bey

Şeyh Mehmet Efendi bin Mustafa

Hasan Halife bin Davud

Ali Çelebi bin Abdullah

Halil bin Ahmet”                  

 

Kaynak: Konya Şer’iyye Sicilleri 20. cilt shf 60 varak (115) 

 

NE ANLIYORUZ?

 

Bundan 340 yıl önce Konya Meram yolunda Paşa Çeşmesi karışışında bir Ermeni Mezarlığı vardır. Bölgenin Su Müdürü zat Ermeni ileri gelenlerini “bu mezarlık arazisi size fazla ve yeri de öşür arazisi” diye sıkıştırması üzerine Ermeniler kalabalık bir heyetle Konya Şer’iyye Mahkemesine başvurarak mezarlık yüzölçümünün tespitini isterler. Mahkeme de bir bilirkişi heyeti yollayarak adım hesabıyla ölçerler ve 2 dönümden fazla çıkmamakla rahatsız edilmemeleri ve ölülerini gömmeye devam etmeleri hususumda ellerine zabıt tutanağı verilir.

 

Biliyoruz ki bir çok milleti ve halkı içinde barındıran Osmanlı imparatorluğu uyguladığı hukuk sistemiyle diğer İslami İmparatorluklarda olduğu gibi her renkten, dinden ve etnik kökenden uluslarla beraber yaşamayı başarmıştır. Bunun tek amili “Şer’i Şerif” tabir ettikleri İslam’ın evrensel hukuk sistemidir. Bu sistem diskalifiye edilince görüldü ki insanları bir arada tutmanın başka hiçbir yolu yoktur.

 

Bu nedenle dünya üzerinde yaşayan tüm etnik kökenler bir ayrı devlet hevesiyle bulundukları muhite savaş açarak yüzyıldır kan dökmektedirler. Bu kandan medet uman “derin dünya” devletleri ise acımasızca bunlara silah vererek birbirini kırdırmaya devam ediyorlar.

 

Burada belgenin girişinde “Ermeni keferesinin (kâfirlerinin) mezarlığını keşif hüccetidir” ifadesi dikkati çekmektedir. Bu resmi bir belge olmakla bu ifadeyi içeren tutanağın Ermenilerin ellerine verildiği anlaşılmakla bunu kabullendikleri varsayılmaktadır.



Bu yazı 29585 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI